YouTube
The Traveller
In from the coast, riding like the wind and racing the moon,
Shadows on the road, dancing and a-weaving like a crazy fool.
A horseman is coming, death in his heart, for a rendez-vous,
And where the traveller goes, nobody knows,
Where the traveller goes, nobody knows...
A candle in the night, fear on every face when he goes inside
(Maybe he's on the run?)
Get back from the bar! A stranger in town is a dangerous sight
(Maybe he's got a gun?)
"Bring a bottle of whisky, ladlord, I wanna talk for a while."
And where the traveller goes, a cold wind blows,
Oh, where the traveller goes, a cold wind blows...
There is something in his eyes, something in his hands,
You can almost smell his revenge!
And whoever he is after, it will be disaster:
This man is gonna take him to the very end...
Well, the landlord he trembled, staring at a face he'd seen somewhere before.
(You laid him in the ground)
Suddenly remembers a killing, yes, a murder, many years before.
('Twas you that shot him down)
He said to a boy: "Saddle me the black, I'll meet you down below.
With this man I must talk, yes with this traveller I'll go,
With this man I must talk, yes with him I must go."
There is something in his eyes, something in his hands,
I can almost smell his revenge!
And it's me that he's after, it will be disaster:
This man is gonna take me to the very end...
And they were never seen again!
Seyyah
Sahilin içinden, rüzgar gibi eserek, ayla yarışarak
yolda gölgeler, deli sersem gibi oynaşıp kıpraşıyorlar.
bir süvari geliyor, gönlünde ölüm, randevusuna
ve seyyahın nereye gittiğini kimse bilmiyor,
seyyahın nereye gittiğini kimse bilmiyor...
geceleyin bir mum, içeri girdiğinde her yüzde bir korku
(belki o kaçıyor?)
bardan geri çekil! şehirde bir yabancı tehlikeli bir manzaradır
(belki bir silahı var?)
"hancı, bir şişe viski getir, biraz konuşmak istiyorum"
ve seyyahın gittiği yerde soğuk bir rüzgar esiyor,
ah, seyyahın gittiği yerde soğuk bir rüzgar esiyor...
gözlerinde bir şey var, ellerinde bir şey,
neredeyse kininin kokusunu duyabilirsin!
kimin peşindeyse artık, felaket olacak:
bu adam onun canına okuyacak...
hancı ürperdi, daha önce bir yerlerde gördüğü yüze bakakaldı
(onu toprağa gömdün)
ansızın bir katli hatırladı, evet, bir cinayet, yıllar önce
(onu vuran sendin)
bir çocuğa dedi: "bana yağız atı eyerle, seninle aşağıda buluşuruz.
bu adamla konuşmalıyım, evet bu seyyahla gideceğim,
bu adamla konuşmalıyım, evet onunla gitmeliyim."
gözlerinde bir şey var, ellerinde bir şey,
neredeyse kininin kokusunu duyabiliyorum!
peşinde olduğu kişi de benim, felaket olacak:
bu adam benim canıma okuyacak...
ve onları bir daha gören olmadı!