|
Junior Member
|
turkish - english (help!!!)
Maybe it's a big project.I'm sorry to trouble all.Because Turkish lyrics make me infatuated Causes me to think I should go to translation it.
=====================
1946 doğumlu Ünol Büyükgönenç Kardaşla kurulana dek çeşitli dans müziği ve hafif müzik orkestralarında çalıştı. 1969'dan 1972'ye dek süren Cem Karaca-Kardaşlar, 1972-1974 arası süren Ersen-Kardaşlar dönemlerinde Kardaşlar müziğinin beyin adamı oldu. Grup, Ersen ile işbirliğini sona erdirmesini takiben kısa bir süre sonra dağılma kararı aldı (1974 Şubat). Büyükgönenç gruptan ayrıldıktan sonra Dervişan'a geçti ancak grup kurucusu olmasına rağmen kısa bir süre sonra ayrıldı ve Amerika'ya gitti. Pan-Am şirketinin eskiz dairesinde görev almak için gittiği Amerika'dan birkaç ay sonra dönen Büyükgönenç, 1974 Aralık'ında diğer Kardaşlar elemanlarıyla beraber Fikret Hakan'ın "Löberde" 45'liğinin kaydında yer aldı. Bu başarılı plaktan sonra Büyükgönenç'in sesi 1977'ye kadar pek duyulmadı. 1977 Mayıs'ında Dervişan'ın eşliğinde CHP için yaptığı "Yeni Bir Türkiye" 45'liğinden sonra Büyükgönenç'in 1979'daki atağı gerçekten başarılı oldu: Saklambaç gazetesinin 1979 senesinde düzenlediği Altın Mikrofon yarışmasında "Dışarıda Kar Yağıyor" adlı parçasıyla birinci oldu. Parça, yarışma başarısının yanısıra yurt çapında bir hit oldu. 1980 sonrasında çalışmalarına 70'lerdeki sıklıkla olmasa da devam etti. 80'lerde pandomim gösterisiyle desteklediği ilginç konserlerle dikkat çekti. Bu döneme ait en önemli çalışmalarını, Nazım Hikmet'in şiirlerini bestelediği "Bu konuda kariyer kasetim" diye nitelendirdiği "Güzel Günler Göreceğiz" albümünde topladı. O günden beri konser çalışmalarını minimuma indiren Büyükgönenç, halen besteciliğe devam ediyor.
Ünol Büyükgönenç---Güzel Günler Göreceğiz 1990
01.Yapıyla Yapıcılar
02.Hasret
03.Tairyo Utai Komi
04.Japon Balıkçısı
05.Bulutlar Adam Öldürmesin
06.Arabacı Salih
07.Dışarda Kar Yağıyor
08.Dışarda Bahar Geldi
09.Aynı Daldaydık
10.Nikbinlik
11.Odam Kireç Tutmuyor
12.Enstrümental
=====
01 /Yapıyla / Yapıcılar
Yapıcılar türkü söylüyor,
Yapı türkü söyler gibi yapılmıyor ama.
Bu iş biraz daha zor.
Yapıcıların yüreği
Bayram yeri gibi cıvıl cıvıl,
Ama yapı yeri bayram yeri değil.
Yapı yeri toz toprak,
Çamur, kar.
Yapı yerinde ayağın burkulur,
Ellerin kanar.
Yapı yerinde ne çay her zaman şekerli,
Her zaman sıcak,
Ne ekmek her zaman pamuk gibi yumuşak,
Ne herkes kahraman,
Ne dostlar vefalı her zaman.
Türkü söyler gibi yapılmıyor yapı.
Bu iş biraz daha zor.
Zor mor ama
Yapı yükseliyor, yükseliyor.
Saksılar konuldu pencerelere
Alt katlarında.
İlk balkonlara güneşi taşıyor kuşlar
Kanatlarında.
Bir yürek çarpıntısı var
Her putrelinde, her tuğlasında, her kerpicinde.
Yükseliyor
Yükseliyor
Yükseliyor yapı kanter içinde.
----------------------
02 /Hasret
Denize dönmek istiyorum!
Mavi aynasında suların:
Boy verip görünmek istiyorum!
Denize dönmek istiyorum!
Gemiler gider aydın ufuklara gemiler gider!
Gergin beyaz yelkenleri doldurmaz keder.
Elbet ömrüm gemilerde bir gün olsun nöbete yeter.
Ve madem ki bir gün ölüm mukadder;
Ben sularda batan bir ışık gibi
Sularda sönmek istiyorum!
Denize dönmek istiyorum!
Denize dönmek istiyorum!
-------------------------------------
03 /Tairyo Utai Komi *
Enya totto enya totto
Arewa hey to sorya
Tairyo dae
( * ) NEŞELİ BÜYÜK BALIK AVI TÜRKÜSÜ
( Japon balıkçılarının, balık avının bereketli geçmesi dolayısı iledüzenledikleri şenlikte söylenen ve avının bereketini kutsayan eski bir balıkçı türküsü )
--------------------------------
04 /Japon Balıkçısı *
Balık tuttuk yiyen ölür.
Elimize değen ölür.
Bu gemi bir kara tabut,
Lumbarından giren ölür.
Balık tuttuk yiyen ölür,
Birden değil, ağır ağır,
Etleri çürür, dağılır.
Balık tuttuk yiyen ölür.
Elimize değen ölür.
Tuzla, güneşle yıkanan
Bu vefalı, bu çalışkan
Elimize değen ölür.
Birden değil, ağır ağır,
Etleri çürür, dağılır.
Elimize değen ölür...
Badem gözlüm, beni unut.
Bu gemi bir kara tabut,
Lumbarından giren ölür.
Üstümüzden geçti bulut.
Badem gözlüm beni unut.
Boynuma sarılma, gülüm,
Benden sana geçer ölüm.
Badem gözlüm beni unut.
Bu gemi bir kara tabut.
Badem gözlüm beni unut.
Çürük yumurtadan çürük,
Benden yapacağın çocuk.
Bu gemi bir kara tabut.
Bu deniz bir ölü deniz.
İnsanlar ey, nerdesiniz?
Nerdesiniz?
1956
( * )
( 1 Mart 1954 yılında Amerika Birleşik Devletleri askeri kuvvetleri komutanlığının Büyük Okyanusta bulunan Bikini Adasında gerçekleştirdiği hidrojen bombası denemesi sonucunda oluşan radyasyon yüklü bulutlar havada hareket ederk hızla yayıldılar. Bazı Japon balıkçı tekneleri, patlamanın gerçekleştirildiği noktadan 160 km uzakta avlanmalarına karşın bu ölümcül bulutlardan etkilenerek ağır bir biçimde yaralandılar. )
-------------------------------
05 /Bulutlar Adam Öldürmesin
Analardır adam eden adamı
Aydınlıklardır önümüzde gider.
Sizi de bir ana doğurmadı mı?
Analara kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.
Koşuyor altı yaşında bir oğlan,
Uçurtması geçiyor ağaçlardan,
Siz de böyle koşmuştunuz bir zaman.
Çocuklara kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.
Gelinler aynada saçını tarar,
Aynanın içinde birini arar.
Elbet böyle sizi de aradılar.
Gelinlere kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.
İhtiyarlıkta aklına insanın,
Tatlı anıları gelmeli yalnız.
Yazıktır, ihtiyarlara kıymayın,
Efendiler, siz de ihtiyarsınız.
Bulutlar adam öldürmesin.
------------------------
06 /Arabacı Salih
Arabacı salih at koşar bildim bileli
Atı eski, arabası eski, kendi de eski
Sırf burun salih, sırf bıyık ve kocaman elli
At yerine kendini koşar arabaya besbelli
Ki, atını kızından çok sevmiştir
Yük çekmiş, bel ağrısı çekmiştir
Kendisi yememiş, atına yedirmiştir
At yerine kendini koşar arabaya besbelli
Ata vurma, arpaya vur salih usta
Düşme, rezil olma eşe dosta
Kol kalkmaz, ayak tutmaz bu yaşta
At yerine kendini koşar arabaya besbelli
Yaşadıkça akıl erdiremedi gidişata
Gökte uçak, denizde gemi ve yerde karınca
Tozu dumana katarak ve şaşırtarak salihi
Gelip geçtiler, koyup gittiler bir başına
-----------------------------
07 /Dışarda Kar Yağıyor
Hava çelik bir ustura gibi
Dışarda kar yağıyor
Zemherinin en acımasız günleri
Dışarda kar yağıyor
Öyle masallardaki gibi incecikten
Ya da lapa lapa değil
Döne döne
Buram buram
Dışarda kar yağıyor
Hava ustura gibi soğuk
Minicik elleriyle
Üşümüş ayaklarını ovuşturan çocuk
Geceleyin araba vapurunda ürkek gözlerle
Biletçiyi kolluyor
Dışarda kar yağıyor
Morarmış ellerini
Isıtmaya yetmiyor nefesi
Kimi kimsesi
Gidecek bir yeri yok
Dışarda kar yağıyor
Sırtında paltosu yok
Dışarda kar yağıyor
Ayağında pabucu yok
Dışarda kar yağıyor
Hava soğuk çok soğuk çok
Gün yılın bir çocuk günü olabilir
Yıl dünya çocuk yılı olabilir
Onun bunlardan haberi yok
Üşümüş acıkmış
Sıcacık bir çörek gibi güneşi düşlüyor
Sevilmemiş
Bilinmemiş
Unutulmuş
Dışarda kar yağıyor
----------------------------------
08 /Dışarda Bahar Geldi
Dışarda bahar geldi karıcığım, bahar.
Dışarda, bozkırın üstünde birdenbire
Taze toprak kokusu, kuş sesleri ve saire...
Dışarda bahar geldi karıcığım, bahar,
Dışarda bozkırın üstünde pırıltılar...
Ve içerde artık böcekleriyle canlanan kerevet,
Suyu donmayan testi
Ve sabahları çimentonun üstünde güneş...
Güneş,
Artık o her gün öğle vaktine kadar,
Bana yakın, benden uzak,
Sönerek, ışıldayarak
Yürür...
Ve gün ikindiye döner, gölgeler düşer duvarlara,
Başlar tutuşmaya demirli pencerenin camı :
Dışarda akşam olur,
Bulutsuz bir bahar akşamı...
İşte içerde baharın en kötü saatı budur asıl.
Velhasıl
O pul pul ışıltılı derisi, ateşten gözleriyle
Bilhassa baharda ram eder kendine içerdeki adamı
Hürriyet denen ifrit...
Bu bittecrübe sabit, karıcığım,
Bittecrübe sabit...
----------------------------------
09 /Aynı Daldaydık
Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli,
Belini sarmayalı,
Gözünün içinde durmayalı,
Aklının aydınlığına sorular sormayalı,
Dokunmayalı sıcaklığına karnının.
Yüz yıldır bekliyor beni
Bir şehirde bir kadın.
Aynı daldaydık, aynı daldaydık.
Aynı daldan düşüp ayrıldık.
Aramızda yüz yıllık zaman,
Yol yüz yıllık.
Yüz yıldır alacakaranlıkta
Koşuyorum ardından.
-----------------------------
10 /Nikbinlik *
Güzel günler göreceğiz çocuklar,
güneşli günler
göreceğiz
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,
ışıklı maviliklere süreceğiz
Açtık mıydı hele bir son vitesi,
adedi devir.
Motorun sesi.
Uuuuuuuy! çocuklar kim bilir ne harikûlâdedir
160 kilometre giderken öpüşmesi
Hani şimdi bize cumaları, pazarları çiçekli bahçeler vardır,
yalnız cumaları
yalnız pazarları..
Hani şimdi biz bir peri masalı dinler gibi seyrederiz
ışıklı caddelerde mağazaları,
hani bunlar
77 katlı yekpare camdan mağazalardır.
Hani şimdi biz haykırırız
Cevap: açılır kara kaplı kitap: zindan..
Kayış kapar kolumuzu kırılan kemik kan.
Hani şimdi bizim soframıza haftada bir et gelir.
Ve çocuklarımız işten eve sapsarı iskelet gelir..
Hani şimdi biz..
İnanın:
güzel günler göreceğiz çocuklar güneşli günler gö - re -ce -ğiz.
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,
ışıklı maviliklere sü-re-ce-ğiz
..
( * ) ( İyimserlik )
11 /Odam Kireç Tutmuyor (Lümüne)
Odam kireç tutmuyor
Kumunu katmayınca
Sevda başdan gitmiyor
Soyunup yatmayınca
Odam kireçdir benim
Yüzüm güleçdir benim
Soyun da gir koynuma
Terim ilaçtır benim
Odamı kireç eyle
Yüzümü güleç eyle
Yandım sevda elinden
Gel bana ilaç eyle
Baba ben dervişmiyem
Kürkümü giymişmiyem
Ben sevdim eller aldı
Niye ben ölmüşmüyem
-----------------------
|