1999 yılında helsinki de düzenlenen avrupa konseyi toplantısında türkiyeye aday ülke statüsü verilmesi hem türkiye hem AB açısından büyük öneme sahiptir.bu karar türkiye için avrupa yolundaki uzun soluklu çabasının geç de olsa AB tarafından ise türkiyenin entegrasyonuile coğrafi,kültürel bağlamda kökten değişimler geçirmiş bir birlik yolunda perspektif oluşturmayı gerektiriyor.
türkiye ekonomisi ve nüfusu göz önüne alındığında akdeniz ülkelerinin 3 te 1 i büyüklüğünde bir ülkedir.bölgesel anlaşma müzakereleri yapma ihtimaline gölge düşüren filistin-israil barış sürecinin başarısızlığa uğramasıyla türkiyenin AB ye üye olması beklentisi daha da önem kazanmıştır.
türkiyenin güney-doğu avrupa ile olan bağları da AB nin gelişmesindeki önemine işaret etmektedir.avrupa birliğinin balkanların barış içinde yaşaması stratejisinde,türkiye temel denge unsuru olarak yer almaktadır.
üçüncü olarak AB genişleme sürecinde din ana meselelerden birini teşkil etmektedir.kozmopolit bir avrupa kültürünün şekilllenmesinde islam genellikle bir sorun olarak görülür.fakat avrupa nın perspektifi çok kültürlü bir toplum olmayı başarmaktır.demokratik bir geleceğe bağlı laik tek müslüman devlet olan türkiye aynı biçimde AB nin çok kültürlü bir birlik oluşturma hedefine ulaşmasında bir artı değer olarak görülebilir.bu bağlamda ABD yi hedef alan 11 eylül terörist saldırılarından sonra meydana gelen olaylarda türkiyenin önemi daha da vurgulanmıştır.


