Seal - Kiss From A Rose
Seal - Bir Gülden Öpücük
there used to be a greying tower alone on the sea.
Orası denizde ağarlaşan bir kule olmak için kullanırdı.
you became the light on the dark side of me.
Karanlık tarafımda ışık oluyorsun.
love remained a drug that's the high and not the pill.
Aşk, hap olmayan bayat bir ilaçta kaldı.
but did you know,
Ama biliyor muydun?
that when it snows,
Kar yağdığında,
my eyes become large and,
Gözlerim geniş ve,
the light that you shine can be seen.
Parladığın ışık görünür oluyor.
baby,
Bebek,
i compare you to a kiss from a rose on the grave.
Seni mezardaki bir gülden öpücüğe benzetiyorum.
ooh,
Oh,
the more i get of you,
Senden alabildiğimin daha fazlası,
the stranger it feels, yeah.
Hissetiğinin daha güçlüsü, evet.
and now that your rose is is in bloom.
Ve şimdi gülün en güzel döneminde.
a light hits the gloom on the grave.
Bir ışık, mezardaki çiçeğe çarpıyor.
there is so much a man can tell you,
Bir adamın sana anlattığının fazlası var.
so much he can say.
Söyleyebildiğinin fazlası.
there's so much inside.
İçeride fazlası var.
you remain,
Kalıyorsun,
my power, my pleasure, my pain, baby
Gücüm, zevkim, ızdırabım, bebek
to me you're like a growing addiction that i can't deny.. yeah.
Bence, inkar edemediğim bir alışkanlık gibisin... Evet.
won't you tell me is that healthy, baby?
Bunun sağlıklı olup olmadığını bana anlatmayacak mısın, bebek?
but did you know,
Ama biliyor muydun?
that when it snows,
Kar yağdığında,
my eyes become large and the light that you shine can be seen.
Gözlerim geniş ve parladığın ışık görünür oluyor.
baby,
Bebek,
i compare you to a kiss from a rose on the grave.
Seni mezardaki gülden bir öpücüğe benzetiyorum.
oh, the more i get of you
Oh, senden alabildiğimin daha fazlası
stranger it feels, yeah
Hissettiğinin daha güçlüsü, evet
now that your rose is in bloom.
Şimdi senin gülün çiçekte.
a light hits the gloom on the grey,
Bir ışık, gri çiçeğe çarpıyor.
i've been kissed by a rose on the grave,
Mezardaki bir gül tarafından öpüldüm.
and if i should fall, at all
Ve eğer düşmeliysem, her şekilde
there is so much a man can tell you,
Bir adamın sana anlatabildiğinden daha fazlası var.
so much he can say.
Onun söyleyebildiğinden daha fazlası.
there's so much inside.
İçeride daha fazla var.
you remain
Kalıyorsun
my power, my pleasure, my pain.
Gücüm, zevkim, ızdırabım.
to me you're like a growing addiction that i can't deny, yeah
Bence sen inkar edemediğim gelişen bir alışkanlığa benziyorsun, evet
won't you tell me is that healthy, baby.
Bunun sağlıklı olup olmadığını bana anlatmayacak mısın, bebek?
but did you know,
Ama biliyor muydun?
that when it snows,
Kar yağdığında,
my eyes become large and the light that you shine can be seen.
Gözlerim geniş ve parladığım ışık görünür oluyor.
i compare you to a kiss from a rose on the grave.
Seni mezardaki bir gülden bir öpücüğe benzetiyorum.
oh, the more i get of you
Oh, senden alabildiğimin daha fazlası.
the stranger it feels, yeah
Hissettiğinin daha güçlüsü, evet
stranger it feels.
Hissettiğinin daha güçlüsü
now that your rose is in bloom,
Şimdi senin gülün çiçekte,
a light hits the gloom on the grave.
Bir ışık mezardaki çiçeğe çarpıyor.
*Bu arada kendim çevirmedim başka bi yerden alıntıdır
